

Görme duyusu, hayatla ve sevdiklerimizle kurduğumuz en güçlü bağdır. Ancak modern tıbbın ulaştığı seviyeye rağmen, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Şubat 2026’da yayımladığı güncel rapora göre, dünya çapında 94 milyondan fazla insan katarakt nedeniyle şiddetli görme bozukluğu yaşıyor veya tamamen karanlığa mahkûm durumda.
Uluslararası Körlüğü Önleme Ajansı (IAPB) Vision Atlas verilerinde belirtildiği üzere, dünya genelinde yaklaşık 1,1 milyar insan çeşitli düzeylerde görme kaybı ile yaşarken, bu durumun küresel ekonomiye yıllık maliyeti 411 milyar doları bulmaktadır. Lancet Global Health araştırmalarına göre, dünyadaki 43,3 milyon total körlük vakasının yüzde 39,6’sını (17 milyon kişi) tek başına katarakt oluşturmaktadır. Bu krizin en trajik boyutu ise, dünyadaki mevcut körlük vakalarının yüzde 90’ının aslında önlenebilir veya tedavi edilebilir olmasıdır.
Katarakt, göz içindeki doğal merceğin (lensin) zamanla saydamlığını kaybederek opaklaşması, yani bulanıklaşması durumudur. Katarakt hastaları dünyayı buzlu bir camın arkasından, sararmış ve puslu bir filtreyle görürler; zamanla yüzleri tanıyamaz ve günlük işlerini tek başlarına yapamaz hale gelirler.
İlerleyen yaş bu hastalığın en büyük nedeni olsa da PubMed Central (PMC) veri tabanında yer alan epidemiyolojik çalışmalara göre, Afrika ve Asya gibi coğrafyalarda yetersiz beslenme, şiddetli güneş ışığına (UV) korunmasız maruz kalma, obezite, hipertansiyon, şeker hastalığı ve çocuklarda doğuştan gelen (konjenital) faktörler kataraktın çok erken yaşlarda, hatta bebeklikte bile ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Kataraktın ne yazık ki ilaçla, damlayla veya diyetle bir tedavisi yoktur; yegâne çözüm cerrahidir. Günümüzde “Fakoemülsifikasyon (FAKO)” adı verilen modern yöntemle, göz içine milimetrelik (2.2 mm) çok küçük bir kesiden girilerek matlaşan mercek temizlenir ve yerine yapay, şeffaf bir göz içi lensi yerleştirilir. DergiPark’ta yayımlanan akademik tıp makalelerinin açıkladığı sonuçlara göre, fakoemülsifikasyon yöntemi en güvenilir cerrahilerden biridir ve ameliyat olan hastaların yaklaşık yüzde 70’inde ameliyat sonrası doğrudan tam net görüş (emetropi) sağlanabilmektedir. Yalnızca 15 dakika süren bu kısa ve acısız operasyonla hastalar, karanlıktan kurtulup hayata yeniden dönebilmektedir.


Tedavi bu kadar etkili ve hızlı olmasına rağmen, istatistikler küresel bir adaletsizliği gözler önüne seriyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2026 yılı resmi verilerine göre, dünyada katarakt körlüğüyle yüzleşen ve ameliyata acil ihtiyaç duyan her iki kişiden biri imkansızlıklar nedeniyle bu operasyona erişemiyor.
Özellikle Afrika kıtasında durum çok daha vahim; WHO açıklamalarında belirtildiği üzere, tedaviye ihtiyaç duyan her dört hastadan üçü sağlık altyapısı eksikliği veya yoksulluk nedeniyle ameliyat olamıyor ve hayatını başkalarına bağımlı olarak geçirmek zorunda kalıyor. IAPB’nin Efektif Katarakt Cerrahi Kapsamı (eCSC) verileri, ülkeler arasındaki uçurumu da kanıtlıyor: Katar’da katarakt ameliyatına ulaşım ve başarı oranı yüzde 77,7 iken, Burundi’de bu oran yalnızca yüzde 2,1’de kalmaktadır.
Üstelik küresel olarak cinsiyet eşitsizliği de bu tabloda kendini göstermektedir. Küresel Hastalık Yükü (GBD) raporlarına göre katarakta bağlı körlük vakalarının yüzde 60’ını kadınlar oluşturmasına rağmen, IAPB’nin yayımladığı güncel çalışmalarda kadınların katarakt cerrahisine erişim oranının erkeklere kıyasla yüzde 3,5 daha düşük olduğu belgelenmiştir.
Uluslararası Doktorlar Derneği (AID) olarak, yıllardır “Güzellikleri Görme Zamanı” ve “Siz Görürseniz Onlar da Görecek” diyerek Asya ve Afrika’nın en mahrum coğrafyalarına aydınlık taşıyoruz. Mayıs 2026 itibarıyla bağışçıların ve paydaşlarımızın desteğiyle 111.363 insanı katarakt ameliyatı ile aydınlığa kavuşturduk. Hastanelere ulaşamayan bölgelerde donanımlı cerrahi ekiplerimizle yerinde operasyonlar gerçekleştirerek, sadece bir gözü değil, o insanın tamamen durmuş olan hayatını yeniden başlatıyoruz.
Ancak hala karanlıkta bekleyen, tuvalete gitmek için bile bir çocuğun omzuna tutunmak zorunda kalan milyonlarca insan var.

