AID yaz 3960'a gönder. 5 TL Bağışla

Çocuklar mutluysa biz de mutluyuz

 

Bir kolu koptuğu için 34 derecelik havada montla oturan 14 yaşındaki Halepli Muhammed protez koluna kavuştu. Muhammed'in mutluluğu bizim mutluluğumuz oldu.

14 yaşında Suriyeli bir çocuk Muhammed... Kimlikteki adıyla Muhammed el- Muhammed ile İHH İnsani Yardım Vakfı'nda karşılaştık. Büyüklerin dünyasında hayat Türkçe akarken, Muhammed anlamadığı bir dilde konuşan büyüklerine yaşından olgun bakışlarla gülümsüyordu. Biraz sonra öğreneceğim trajedisine inat masum bir tebessüm vardı yüzünde.

Sorduğum sorularla O'nu yakından tanımaya çalışıyorum. Suriye vatandaşı olan Halepli Muhammed, Türkiye'ye geleli 18 ay olmuş. Konuşurken çekiniyor. Ben de gerginliğini atması için ''Ooo 18 ay olmuş ama maşallah benden iyi Türkçe konuşuyorsun" diyorum ve Muhammed böylece ilk gülücüğünü saçıyor...

Laf lafı açıyor, sohbetimiz gittikçe koyulaşıyor ve Muhammed'e, ''Suriye'ye dönecek misin?'' diye soruyorum. Biraz önce yüzünde gülücükler açan Muhammed bir anda endişeli ve yürek burkan bir ifadeyle diyor ki; "Suriye'de bomba çok, savaş çok...'' En az O'nun kadar bizim de yüreğimiz burkuluyor. Muhammed'in çocuk yüzündeki endişe bize bir yandan masumiyeti bir yandan da savaşın korkunç yüzünü hatırlatıyor. Tam da bu günlerde Suriyeli vatandaşlarımızın ülkelerine gönderilmeleri tartışılırken bu cevap bize tokat gibi geliyor.

Amacı hayatta kalmak ve vatanına dönmek...

 

 

Konuyu biraz değiştirmek için yeni sorular soruyorum ve Türkiye'deki hayatını öğreniyorum. Kayseri'de ailesiyle birlikte yaşıyor Muhammed. Annesi ve 4 erkek kardeşiyle, tek odalı bir evde yaşıyorlar. Yusuf(18), Yahya(11), ikiz kardeşleri Abdullah ve İbrahim... Ailesi, Muhammed'in her şeyi... Evin geçimini henüz delikanlı diyebileceğimiz yaştaki Yusuf sırtlanmış durumda. Ağır bir iş yapıyor Yusuf. Bir demirci ustasının yanında çırak. Ekmeğini kolay olmasa da helalinden kazanıyor.

Konu eğitimine geldiğinde Muhammed ilk olarak şunu söylüyor; "Türkiye'yi çok seviyorum ama ülkemi özledim." Vatanın ne demek olduğunu en iyi anlayanlardan biri O, bu küçük yaşında. Suriyeli vatandaşlarımız hakkında dayatılan bilginin aksine ülkemizi bizden almaya gelmedi O da. Amacı sadece hayatta kalmak ve ülkesine dönmek. ''Suriye'de 7. sınıfa gidiyordum. Türkiye'de okumuyorum ama Suriye'ye dönünce orada kaldığım yerden devam edeceğim'' diyor Muhammed. Belli ki kendisini evinde hissetmiyor. Nasıl oldu da, biz ne ara küçücük yavrulara sahip çıkamayacak hâle geldik diye düşünüp üzüldüm kendi hâlimize.

34 derecelik havada biz kavrulurken Muhammed'in montla oturmasının elbette bir sebebi vardı...

 

 

Muhammed'le ilk karşılaştığımda kendisi çekingendi. Şimdi aynı çekingenlikle ben babasını sordum titreyen sesimle. Gururla ve tek kelimeyle cevapladı: "Şehit..." Yüzünde hatta tüm bedeninde kelimelerle tasvir edemeyeceğimiz bir hâl vardı. Babası Halep bombardımanı sırasında şehit düşmüştü. Zalimler Halep'e bomba yağdırırken, babası Zekeriya şehit olduğu sırada Muhammed de babasının yanındaymış. İşte şimdi hava 34 derece iken Muhammed'in neden montla oturduğunu anlamıştım. Muhammed, önce babasını şehit vermiş sonra da kendi dirseğini kolundan itibaren şehit vermişti. Türkiye'de okula gitmemesinin nedeni de kolunu kaybetmiş olmasıydı. Muhammed, küçücük yaşında neler görmüştü, nelere üzülüp nelere şükretmişti... O'na söyleyecek çok fazla söz yoktu, yüreğimdeki ağırlıkla umut dolu gözlerine bakarak sarılıp ayrıldım yanından.

Bir fotoğrafa ne kadar bakılabilecekse o kadar uzun baktım...

 

 

Bir gün Muhammed İHH, Zekat House ve AID Uluslararası Doktorlar Derneği’nin projesi olan Protez – Ortez Merkezine muayeneye gelmişti. Ben de heyecanla kendisinden gelecek güzel haberi beklemeye başladım. Zaman geçmek bilmedi ama sonunda güzel haber geldi. AID'teki doktorlarımız, Muhammed'in bir nebze olsun umutla yaşamasına vesile olmuşlardı. Muhammed, doktorlarımızın muayenesinden sonra protezleme aşamasına getirdiği protez kola sonunda kavuşmuştu. Yüzündeki gülümsemeden; arkadaşlarından utanmadan ve çekinmeden gezip dolaşabileceği, oyunlar oynayabileceği için yaşadığı heyecan ve mutluluk okunuyordu.

 

 

Aradan üç gün geçmişti ki, Muhammed'in bir fotoğrafı ulaştı elimize. Muhammed’in protez koluna sarılarak uyuduğu bir fotoğraf. Bir fotoğrafa ne kadar bakılabilecekse o kadar uzun baktım. O anki hissimin hangisi olduğuna hala karar veremiyorum. Hüzün mü, sevinç mi? Hepsi bir arada herhalde. Muhammed’in umut dolu gözlerini, hikayesini, fotoğrafını asla unutmayacağım. Çocukken hepimizin en sevdiği oyuncağına sarılıp uyuduğu zamanlar olmuştur. Muhammed'in sarıldığı şey ise O'nu bir kez daha hayata bağlayan protez kolu...

 

Yazan: Tunahan Kurfeyiz
Derleyen: Rumeysa Serbesttürk

Sosyal Medyada Paylaş;
Google